Kur’an’ı Kerim’de konuyla ilgili olarak şöyle buyrulmuştur: İnsanların beyinsizleri, "Yöneldikleri kıbleden onları çeviren nedir?" diyecekler; de ki: "Doğu ve batı Allahındır. O, dilediğini doğru yola eriştirir". Böylece sizi insanlara şahid ve örnek olmanız için tam ortada bulunan bir ümmet kıldık. Peygamber de size şahid ve örnektir. Senin yöneldiğin yönü, Peygambere uyanları, cayacaklardan ayırt etmek için kıble yaptık. Doğrusu Allahın yola koyduğu kimselerden başkasına bu ağır bir şeydir. Allah ibadetlerinizi boşa çıkaracak değildir. Doğrusu Allah insanlara şefkat gösterir, merhamet eder. Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Hoşnut olacağın kıbleye seni elbette çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir; bulunduğunuz yerde yüzlerinizi o yöne çevirin. Doğrusu Kitap verilenler, bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından gafil değildir. (Bakara 142,143,144)
Başka bir ayet ise şöyledir : Kulu Muhammedi bir gece Mescidi Haramdan (Kabeden) yola çıkararak, kendisine bazı mucizelerimizi, olağanüstülüklerimizi gösterelim diye, çevresini kutsal kıldığımız Mescidi Aksaya (Kudüse) ulaştıran Allah, her türlü noksanlıktan uzaktır. O her şeyi işiten ve her şeyi görendir (İsra Suresi 1)
Ancak Mescid-i Aksa ve Kudüs, yıllardır siyonizmin işgali altında tahribata maruz kalmakta ve hürmeti çiğnenmektedir. Öneminden dolayı ona sahip çıkma, işgal altında bulunmasına ve yapılan hürmetsizliklere karşı çıkıp tepki verme açısından her yıl Ramazanın son Cuması Müslümanlar tarafından Kudüs günü olarak anılmaktadır. Bizler de bu amaçla bu günü Kudüs Günü olarak anıyoruz.
İnşa edildiği ilk günden beri tevhid ehlinin kutsal beldelerinden biri olan Mescid-i Aksa Müslümanların ilk kıblesidir. Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebi ile birlikte Müslümanların üç önemli mescidinden birisidir. Mescid-i Aksanın özgürlüğü için mücadele etmek sadece Filistinlilerin değil, dünyadaki bütün Müslümanların asli görevlerindendir.
Tarihi süreç, bu toprakların sadece İslamın adaleti ile sükûnet bulduğunu ve huzura kavuştuğunu herkese göstermiştir. Onlarca yıldır Siyonistler tarafından işgal edilen bu kutsal topraklarda her gün kan ve gözyaşlarının oluk oluk akmasına sebep olan yeni katliamlara tanık olmaktayız. Kudüsün kurtulması, mazlum ve mustazaf Filistin halkının özgürlüğüne kavuşması için dünya Müslümanlarının harekete geçmesi, tarih sayfalarını karartan ve insanlık onurunu zedeleyen bu aşağılık zulme dur demeleri gerekir.
Asırlarca önce aynı sıkıntılara duçar olan Kudüsün acı durumu Selahattin-i Eyyubiyi yemeden-içmeden kesmiş, Kudüsün esareti süresince yüzündeki tebessümü yok ederek yaslı kalmasına sebep olmuştu. Bu gün aynı ruh ve aynı bilinçle bu meydanları dolduran Selahattinin duyarlı torunları, muhteşem haykırışlarıyla yüreklerinin Kudüs için attığına tarihi şahit tutmaktadırlar.
Allahım! Senin mübarek kıldığın beldeleri Siyonistlerin zulmünden kurtarmak için fiili olarak bir şey yapamazsak da, kalbimiz ve gönlümüz ile bu zulüm ve kıyımı lanetlediğimizi haykırıyoruz. Sadece Filistinde yapılan zulme değil, Irak, Afganistan, Çeçenistan ve dünyanın diğer yerlerinde yapılan zulüm ve kıyımlardan dolayı mağdur olan mazlum halkların acısını paylaştığımızı ilan ediyor ve bütün zalimleri lanetliyoruz.
Bu mübarek ayda ve bu mübarek günde çevresi mübarek kılınmış Kudüs-ü Şerif için feryat etmek üzere meydanları dolduran bu diyarın mazlum ve mustazaf halkı! Bir asra yakındır karşılaştığınız zulümlerden dolayı çok büyük acılar çektiniz. Belki de Filistin için, Kudüs-ü Şerif için, Mescid-i Aksa için şu anda dua etmenin dışında elimizden bir şey gelmemekte. Ancak bu diyarın sakinleri olarak müstekbir zorbalara karşı durduğumuza veya en azından zulümlerine rıza göstermediğimize tarihin tanık olduğunu herkesin bilmesini isteriz.
Bu gün dünya Kudüs günüdür. Bununla birlikte, bu yılki Kudüs gününün Türkiyedeki Kürd sorunuyla ilgili olarak girdiğimiz yeni sürece denk gelmesi nedeniyle, bu konuya da değinmeyi gerekli görüyoruz. Mescid-i Aksa ve Kudüs nasıl ki sadece Filistinlilerin olmayıp bütün Müslümanların davası ise, aynı şekilde Müslüman Kürd halkının sorunu da bütün Müslümanları ve ümmeti ilgilendiren bir sorundur. Bizler, bunu kendi sorunumuz olarak görüyor buna karşı kendimizi direkt olarak sorumlu kabul ediyoruz. Aynı şekilde Türkiyenin her bölgesindeki diğer Müslümanları da bu konuda sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz.
Filistinde yaşayan halkların topraklarının işgal edilmesi ve milyonlarca Filistinlinin dünyanın değişik yerlerinde mülteci durumuna düşürülmesi nasıl bir zulümse, işte burada, bu toprakların binlerce yıllık sakinleri olan Kürtlerin dillerinin ve kültürlerinin yasaklanması ve en masum hak taleplerinin kıyımla karşılık bulması da aynı şekilde zulümdür. Bu zulmün ortadan kaldırılması ve insanımızın en tabii haklarını elde etmesi için onurlu ve izzetli bütün vicdanlar harekete geçmeli, mazlum yüreklerin feryatları yerleri ve gökleri inletmelidir.
Müslüman Kürd halkı, hem etnik yapısından ve hem de İslami inançlarından dolayı iki yönlü zulüm ve mağduriyetlere tabi tutulmuştur. Söz konusu açılım her iki mağduriyeti giderecek niteliklere sahipse bir anlam ifade eder ve başarılı olur. Bu çerçevede Müslüman halkımızın hak ve özgürlüklerini sağlayacak her girişime destek vereceğimizin bilinmesini isteriz.
Mustazaflar ile Dayanışma Derneği
Genel Merkez